SOSYOLOJİ DÜNYASI

umrandan uygarlığa

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Georg Simmel

E-posta Yazdır PDF

Aracın en saf biçimi paradır...
Georg Simmel: Paranın Felsefesi (1900) 

  • Georg Simmel1 Mart 1858’de bir fabrikatörün oğlu olarak Berlin’de doğdu.
  • 1876-81 arasında Berlin Üniversitesi’nde tarih, halk psikolojisi, felsefe ve sanat tarihi okudu.
  • 1881’de Kant’ın Maddenin Özüyle İlgili Çeşitli Görüşlerinin Anlatımı ve Değerlendirilmesi teziyle doktorasını yaptı (bu tez Kant’ın Fiziksel Monadolojisine Göre Maddenin Özü adıyla yayımlandı).
  • 1885’de Berlin Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde doçent oldu.
  • 1885-1900 arasında Berlin’de kadrosuz doçent olarak görev yaptı, 1900’den itibaren Berlin Üniversitesi’nde ücretsiz, kadrosuz profesör olarak ders verdi.
  • 1909’da Ferdinand Tönnies, Werner Sombart ve Max Weber ile "Alman Felsefe Cemiyeti"ni kurdu.
  • 1910’da Logos dergisini kurdu.
  • 1911’de Freiburg Üniversitesi Siyasi İlimler Fakültesi’nden onursal doktor unvanını aldı.
  • 1914-18 arasında Strazburg Üniversitesi’nde ordinaryüs oldu.
  • 26 Eylül 1918’de Strazburg’da karaciğer kanserinden öldü.

Eserlerinden Seçmeler

  • Lebensanschauungen. Vier metaphysische Kapitel, 1918
    Grundfragen der Soziologie. Individuum und Gesellschaft, 1917
  • Philosophische Kultur, 1911
  • Hauptprobleme der Philosophie, 1910
  • Soziologie. Untersuchungen über die Formen der Vergesellschaftung, 1908
  • Die Religion, 1906
    Philosophie des Geldes, 1900
  • Einleitung in die Moralwissenschaft. Eine Kritik der ethischen Grundbegriffe, 1892/93
  • Probleme der Geschichtsphilosophie. Eine erkenntnistheoretische Studie, 1892
  • Über sociale Differenzierung. Sociologische und psychologische Untersuchungen, 1890

Etkisi

Simmel kamuoyunda kesinlikle başarısız olmasa da, kültür felsefesiyle ilgili görüşlerinde akademik yaşamın daima dışında kalmıştır (Strazburg Üniversitesi’nde üstlendiği, savaşın çıkmasıyla sona eren kısa görev hariç). Bilindiği gibi, bunun asıl sebebi pek de gizlenmeye çalışılmayan Yahudi düşmanlığıdır. Fakat Simmel’in seçtiği temaların ve bunları ele alış biçiminin de bunda payı vardır.

Üniversitelerdeki felsefe çevreleri Yeni-Kantçı bilim ve bilgi kuramlarının hâkimiyeti altındayken, Simmel kültürbilimsel düşüncelerini gündelik yaşam deneyimlerinin oluşumlarıyla harmanlıyordu. Yaşam felsefesinden esinleniyor, en tanınmış kitabı olan Paranın Felsefesi’nde Marx’ın tarihsel materyalizmini "bireysel ve toplumsal tinin daha derinlerdeki akıntılarıyla" ilintilendirmeye çalışıyordu. Onun bu yaklaşımı kimilerine gayriciddi geliyordu, üstelik belli ki hiç ayrım yapmadan Goethe, Rembrandt, etik temel kavramlar, tarih felsefesinin sorunları, Kant, Nietzsche, para ve sosyal psikoloji arasında gidip gelmesi, fakat bunlardan genel bir bakış çıkartmaması, düşüncesinin sağlam temeller üzerine oturduğunu göstermiyordu.

Simmel geç dönem eserlerinde yaşam felsefesi üzerinde daha da yoğunlaştı ve savaş patlak verdiğinde, savaşı selamlayan coşkulu sözler etti, bunun nedeni, savaşın bireyselliği "bireyüstü bir bütünlük"e dönüştüren kitlesel etkisi ve dönemin boşluğuna, anlamsızlığına, donukluğuna ve kültürel yozlaşmaya bir son vereceğe benzemesiydi (dönemle ilgili bu kötümser tanıyı pek çok çağdaşıyla paylaşıyordu).

Simmel’in üslubunun en değerli özelliğinin kavramsal keskinlik olduğu söylenemez, öyle ki bugün onun sözlerinin tam anlamını çıkarmaya çalışmak, Simmel’in ima zenginliğini kısıtlamak pahasına da olsa, eserlerinin anlaşılması bakımından önemli bir uğraş olacaktır. Çünkü Simmel sosyoloji ve sosyal psikoloji meseleleriyle ilgili bakışı keskinleştirmiş, herşeyden önce de sosyologların gündelik görüngülere ilgi duymasını sağlamıştır. Bu nedenle Simmel haklı olarak, Max Weber ve Werner Sombart ile birlikte Alman sosyolojisinin kurucuları arasında sayılmaktadır.

 


AKADEMİK

SOSYOLOJİ YAYINLARI